Showing posts with label Filmiyoran. Show all posts
Showing posts with label Filmiyoran. Show all posts

Tuesday, June 23, 2020

IP MAN (2008)

Çin Kung Fu üstadı Ip Usta'nın hikayesini ancak izleyebildim. Jacky Chan'in de bazılarında rol aldığı ucuz, komedi unsurları eklenmiş video filmlerinden biraz izlemiş jenerasyonun bir temsilcisi olarak bu filme bugüne kadar mesafeli kalmıştım ancak serinin 4 filmi olduğunu görünce direnmekten vazgeçerek izlemeye karar verdim.

Ip Usta, ailesi ve dostları ile halinden memnun, centilmen ve Kung Fu üstadı olarak yaşantısına devam etmektedir. Tevazu sahibidir. Derken Japon istilası ile zor günler gelir. Huzur ve refah içinde yaşayan IP Usta'nın hayatı çok değişir ama centilmenliğinden ve aile babalığından hiç ödün vermez.

Asker olmasa da, Japon askerleri ile girdiği mücadeleden başarılı çıkar ve Çin'e ilham kaynağı olur.

IMDB'de bu yapımın nasıl olup da 8 puan aldığına anlam veremedim. Ben bu tür hikayeleri seven bir izleyici olarak bile bu puanı fazla buldum. Başlangıçtaki ilk mücadeledeki samimiyet etkileyici, sonrasında kuzeyden gelenlere hadlerini bildirmek görsellik ve Kung Fu açısından izlenmeye değer yerlerdi. Ancak Ip Usta, Kung Fu'ya derinden bağlanmış ve ömrünü adamış birisi olarak, Kung Fu öğretmiyor. Felsefesinden ve barındırdığı derinliklerden bahsediyor ama öğrenciye karşı! Neden?

Japon istilası öncesi çok refah içindeydi, sonra birden çok derin mali sıkıntılara girdi. Bu adam zaten istila öncesi nereden ne kazanıyordu anlamadım.

Yukarıda belirttiğim üzere, özellikle evde geçen 2 mücadeleyi beğendim ancak filmin devamındaki bütünlüğü yakalayamadım ve olay akışına maalesef kendimi kaptıramadım.  Hele hele Jet Li'nin Korkusuz  (https://www.imdb.com/title/tt0446059/) filminden sonra Ip Man maalesef vasat kaldı.

Efsane Bruce Lee'yi de yetiştiren esin kaynağını merak edenler için :
https://tr.wikipedia.org/wiki/Yip_Man


Sizler de düşünceleriniz paylaşır mısınız?


Thursday, January 5, 2017

Home Alone - Evde Tek Başına (1990)

Sıradan bir noel filminden çok fazlasını sundu bize tam 26 yıl önce. Noel Tatili heyecanında  bir aile en küçük oğlunu evde unutup tatile gitti. Evde tek başına kalan bu afacanın kendisi ve hırsızlarla olan imtihanı, yıllarca akılda kalacak şahane bir film oldu.

Macaulay Culkin tarafindan canlandıran 8 yaşındaki  Kevin ailenin en genç üyesidir. Ergen abisi onunla sürekli uğraşmakta ve bundan büyük keyif almaktadır. Bunun üzerine bir de problemli amca ve kuzenler de eklenince Kevin'in hayatı pek bir zorlaşır. Abisinin yüzünden bütün ailenin önünde zor duruma düşer ve tavan arasına gönderilir. Haksızlığa uğradığına inanmayan annesi ile tartışır ve bir daha onları görmek istemediğini söyler. Sabah olduğunda isteği gerçekleşir. Geri zekalı annesi ve babası en küçük evlatlarını eve unutup tatile çıkarlar.

Kevin önce durumu anlamaya çalışır sonra keyfini çıkarmaya başlar. Hatta ev ihtiyaçlarını marketten karşılayıp çamaşırları bile yıkamaktadır. Abisinin yanlış yönlendirmesi yüzünden çok korktuğu yaşlı komşusu ile yüzleşmekle kalmaz 8 yıllık hayat tecrübesi ile dedesi yaşındaki adama hayat dersi bile verir. İçimizdeki çocuğun sesidir Kevin.

Kevin'in bilge tavrı bana ilkokul Türkçe kitabında okuduğumuz çocuk kadı öyküsünü hatırlattı (80 lerde ilkokul okuyanlar hatırlayabilir). Yıllar yıllar önce bir kişi hacca gidecekken, altın dolu küpünü üzerine zeytin koyarak komşusuna, içinde zeytin var diye emanet etmiş. Komşusu birkaç hafta sonra canı zeytin çekince küpün içindeki altınları bulmuş hemen boşaltmış. Sahibi hacdan gelmek üzereyken de hemen küpü zeytinle doldurup geri vermiş. Komşu altınları bulamayınca kadıya gitmiş ama çözümü pek bir zormuş davanın. Olanlar ahalinin diline düşmüş. konuyu çözmeye çalışan kadı, bir gün sokakta yürürken, çocukları bu konuyu temsili olarak çözen oyunu oynarken bulur. Oyundaki çocuk kadı küpdeki zeytinin tadına bakar (temsili) ve der ki:  komşun sana zeytini aylar önce vermiş idi, zeytinlerin iyice kuruması gerekirdi, ancak bu zeytin yeni mahsüldür, tazedir. Komşunun sana verdiği zeytin olamaz der...  Gerçek kadı gülümser ve çocuk kadının konuyu çözmesine mutlu olur.

Yine star wars 2. film Klonlarin Savaşı'nda Usta Jedi (Jedi Master) Kenobi uzay atlasinda olmasi gereken bir gezegeni bulamaz ve kendinden şüphe ederek Yoda'ya gider. Yoda öğrencilerine ders verirken gelen Kenobi'ye yardımcı olmak için atlas açıkken çocuk yaştaki öğrencilerinden yardım ister. Jedi adayı öğrenci çocuk, sorunu en basit ve saf hali ile çözer. Gezegeni atlastan birisi silmiştir...

İçimizdeki çocuğun sesi olmasının yanında, yıllarda akılda kalacak komedi sahneleri de bu filmle zihinlerimize kazındı. Ütünün, Avarel boyu ve huyundaki hırsızın suratında bıraktığı iz, pizzacı çocukla başlayan, VHS oynatıcıdan sesler ile dışardakileri korkutma sahneleri, boya tenekeleri... Hepsi de bizi güldürdü eğlendirdi. Film için çok özel bir sahne belirtemiyorum. Baştan sona güzel ve çarpıcı sahne ve olaylar ile örülüydü. Ayrıca Joe Pesci'nin büründüğü her rolün altından başarıyla kalkıyor olmasından da bahsetmeden geçmek olamaz.

Devam olarka çekilen Evde Tek Başına 2 filmi de aynı şekilde komik ve bizi güldürmeyi başardı ancak yine bir yetişkine yol göstermek, türlü tuzakları ile hırsızları yakalatmak ilk filmin neredeyse aynısı sayılabilir.

Aradan geçen o kadar yıla rağmen, hala etkisi ile bizi saran Evde Tek Başına benim için kesinlikle bir başyapıt ve türünün en başarılı örneklerinden birisidir. 10 üzerinden 10 tam puan veriyorum.




Sizler de düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Wednesday, September 7, 2016

Captain America: Civil War - Kaptan Amerika: Kahramanların Savaşı (2016)

Kaptan Amerika serisi 3. filmi ile karşımıza geldi. Ben afişleri gördüğümde Yenilmezler (Avengers) serisinden bir film olduğu kanısına kapılmışım. Haksız da sayılmam, Yenilmezler kadrosunun belli başlı kahramanları filmde mevcuttu. Thor ve Hulk yoktu. 

Süper kahramanlarımız dünyayı kurtarmak için canla başla düşmanlarla savaşırken bir taraftan muhalif bir tavır oluşmuş dünyada. Bu adamlar sözde dünyayı kurtarıyorlar ama ciddi kayıplara da sebep oluyorlar diye. Stalin'in söylediği gibi*, kayıplar kazanımlara karşı düşük de olsa gözardı edilmediği gibi ciddi muhalefet oluşturmuş. BM, kahramanlardan kendi kafalarına göre hareket etmeyeceklerine dair bir sözleşmeye imza atmalarını beklemekte, Demir adam Tony Stark ve yancısı bu işe sıcak bakarken Kaptan Amerika net karşı gelmekte.

Marvel'e yakışacak görsellik kalitesindeki aksiyon sahneleri ve bu defa farklı kurgulanan olay örgüsü seriye özel bir renk kattı. Kaptan, 100 yıllık arkadaşını koruma uğruna herkesi karşısına aldı. Üstelik Kaptan'ın bu arkadaşı Demir Adam Tony'in anne babasını öldüren adam olmasına rağmen. Tekdüzelikten kurtulup bir çelişki sunulması benim hoşuma gitti ama fikrim belli: anne baba katili, öyle ya da böyle, anne baba katilidir. Ben kesinlikle yüksek ve süper ego Demir Adam Tony Stark'dan tarafayım.

Filmdeki süper kahraman bolluğuna bu derece gerek var mıydı bilemedim. Bunlar yetmez gibi Demir Adam gitti yeni Spider Man'i de buldu çıkardı ve maceranın en ortasına bırakıverdi. Natasha Romanoff bütün aksiyon sahnelerindeki başarısına rağmen yıllara sanki direnemiyor gibi göründü bana. Ant Man'in milimetreler ile dekametreler** arasındaki gelgitlerini de bu film için bile gereksiz ve inandırıcılıktan çok uzak buldum. Fantastik 4 'lünün Sue karakterine benzeyen kız ile duvarlardan geçen adam falan baya fazlaydı. Sylvester Stallone, Chuck Norris falan gelse şaşırmama aşamasına geldim yani.

Özellikle başından, sonunu tahmin edememe derecesinde gayet başarılı bulduğumun yeniden altını çizmeliyim. İzleyiciyi çelişkide bırakacak bir senaryo da basitlikten derinliğe ilerlemedir bence. Yıllar önce Robert DeNiro ve Al Pacino'yu bir araya getiren Heat (http://www.imdb.com/title/tt0113277) filminde de hırsızdan tarafa olmakla, polisten tarafa olmak arasında çelişki yaşamıştık. Başarılı aksiyon sahneleri ve derinliğin tadıyla kendi kategorisinde 10 üzerinden 9 veriyorum. Aksiyon, bilim kurgu'a Marvel kahramanlarını sevenler kaçırmamalı.



*Stalin'in sözü: Bir kişinin ölümü trajiktir, 10 kişinin ölümü dramatiktir, 1 milyon kişinin ölümü istatistiktir.
**Dekametre:10 metre




Sizler de düşüncelerinizi paylaşır mısınız?

Friday, September 2, 2016

Blood Father - Kan Bağı (2016)

Çok sıradan, tipik bir Mel Gibson filmi. Maalesef afişi gördüğüm anda hayal ettiğim kurgu neredeyse izlediğimin aynısıydı. Kızını koruyan babayı daha önce de oynamıştı ki o film bile yeterince tahmin edilebilirdi. (http://www.imdb.com/title/tt1226273 Edge of Darkness).

Alkol sorunu ile mücadele eden kahramanımız Mel Gibson şartlı tahliye durumundadır ve karavanında dövme yaparak hayatını yaşamaktadır. Kayıp kızı da bu arada kötülerin en kötüleri ile fink atmaktadır. Gezdiği tiplere bakarak çok tahmin edilebilir bir sorunla karşılaşınca hemen babasından yardım ister bu 17 yaşındaki kızcağız. Baba yüreği de dayanamaz, bütün dünyayı karşısına alır. Bütün dünyayı karşımıza almak da bizim için yeni değil ama Payback (http://www.imdb.com/title/tt0120784) kesinlikle daha iyi bir kurguydu.

Baba yüreği, Mel Gibson kini ne kadar ticari ve sıradan bir film olursa o olmuş işte. Beğenmedim. Tavsiye de etmiyorum. Cesur Yürek adına 4.5'dan 5.





Sizler de düşüncelerinizi paylaşır mısınız?